Efendimiz aleyhisselatü vesselamın Doğumuyla Dünyada Gerçekleşen Hadiseler

Milattan sonra 571 yılı, sadece Arap yarımadası için değil, bütün dünya için bir dönüm noktasıydı. Mekke’de, Haşimoğulları’ndan Hazreti Abdullah ile Âmine’nin oğlu olarak dünyaya gelen bir çocuk, ileride bütün insanlığın rehberi olacak ve tarih, onunla birlikte yeni bir anlam kazanacaktı. Bu çocuk, Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi vesellemdi.

O doğduğu sırada, dünyanın dört bir yanında dikkate değer hadiseler yaşanıyordu. İran’daki Sâsânî sarayında, ateşgedelerin yüzyıllardır sönmeden yanmakta olan kutsal ateşi ansızın söndü. Bu, putperestliğin ve batıl inançların çöküşüne işaret eden bir sembol olarak algılandı. Kisrâ’nın sarayında bulunan büyük sütunlardan on dört tanesi yıkıldı; bu da imparatorluğun tahtını sarsacak karışıklıkların yaklaştığının habercisi gibiydi.

Bizans’ta ise iç çekişmeler ve zayıflayan siyasi otorite, halkı bunalıma sürüklüyordu. Dünyanın doğusunda ve batısında huzur bozulmuş, insanlık manevî bir boşluğa düşmüştü. İnsanlar, hakikati bulacak bir rehber, gönüllerine ışık saçacak bir önder arıyordu. Bu bekleyiş, adeta gökyüzünde yükselen bir dua gibiydi. Yıldızlar yaklaştı, gökyüzünde haberci yıldız parladı.

Mekke’de Âmine annemiz bir oğul dünyaya getirdi. O an, sadece bir doğum değil, tarihin akışını değiştirecek bir başlangıçtı. Onun doğumuyla birlikte, karanlıkta yolunu kaybeden insanlık için bir nur parladı. O nur, kısa sürede Mekke’nin dar sokaklarından Medine’ye, oradan da dünyanın dört bir yanına yayılacaktı. Sallallahu aleyhi vesellem.

Efendimiz aleyhisselatü vesselamın dünyaya gelişi, sadece bir ailenin sevincinden ibaret değildi; adaletin, merhametin, tevhid inancının yeniden ihyası için ilâhî bir müjdeydi. Dünyada meydana gelen hadiseler, çalkantılar ve sembolik işaretler, bu doğumun sıradan bir hadise olmadığını açıkça gösteriyordu. O gün insanlık, asırlardır beklediği en büyük nimete kavuşmuştu.

Add Comment