Mevlid geleneği, yalnızca Anadolu’ya mahsus bir kültür değil; bütün İslâm coğrafyasına yayılmış ortak bir mirastır. Hz. Peygamber aleyhisselatü vesselamın doğumunu anmak, Müslümanların gönüllerinde aynı sevinci uyandırdığı için, her toplum kendi dilinde, kendi musikisiyle bu sevgiyi dile getirmiştir. Böylece farklı coğrafyalarda yüzlerce Mevlid metni ortaya çıkmış, her biri kendi toplumunun edebî ve kültürel üslubunu yansıtırken aynı zamanda ümmetin müşterek hafızasında birleşmiştir.…
15. yüzyılın başlarında Osmanlı’nın payitahtı Bursa, medreseleri, tekkeleri, camileriyle bir ilim ve kültür merkezine dönüşmüştü. Bu dönemde Ulu Cami, şehrin kalbi sayılan büyük ibadet ve ilim mekânıydı. Caminin minberinde bir gün ehl-i sünnet dışı görüşleri olan Kara bir kişi belirdi. Efendimiz aleyhisselatü vesselamın diğer peygamber efendilerimizin imamı mesabesinde olduğunu reddediyordu. Onu sıradan bir insan olarak tarif ediyor, diğer peygamberlerin üstünlüklerini…
İnsanlık tarihinde pek çok büyük şahsiyet yaşamıştır; hükümdarlar, filozoflar, komutanlar… Ancak onların çoğu, doğumlarıyla değil, zaferleriyle, icraatlarıyla, yazdıkları eserlerle hatırlanır. Ancak neticede hepsinin ölümü/ölmüş olduğu daha ziyade bilinir ve dillendirilir. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem ise ümmetinin gönlünde doğumuyla anılan yegâne örnektir. Onun dünyayı teşrifi, ümmetin hafızasında yalnızca tarihî bir vakıa değil, ilâhî rahmetin yeryüzüne iniş anı olarak görülmüştür.…
Milattan sonra 571 yılı, sadece Arap yarımadası için değil, bütün dünya için bir dönüm noktasıydı. Mekke’de, Haşimoğulları’ndan Hazreti Abdullah ile Âmine’nin oğlu olarak dünyaya gelen bir çocuk, ileride bütün insanlığın rehberi olacak ve tarih, onunla birlikte yeni bir anlam kazanacaktı. Bu çocuk, Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi vesellemdi. O doğduğu sırada, dünyanın dört bir yanında dikkate değer hadiseler yaşanıyordu. İran’daki Sâsânî…
Milattan sonra 571 yılı… Arapların hafızasında “Fil Senesi” olarak anılan bu yıl, insanlık tarihinde derin bir iz bıraktı. Yemen valisi Ebrehe, gücünü göstermek ve Arapların kutsal merkezi olan Kâbe’yi gölgede bırakmak için görkemli ordusuyla Mekke üzerine yürüdü. Ordusunun önünde devasa filler vardı; o dönemin insanı için korku salan bir manzaraydı. Hiç kimse bu yıkıcı güce karşı koyabilecek durumda değildi. Mekke…
